17-25 Aralık 2013’te neler oldu ve o devrin 17 aktörü bugün nerede?

Türkiye’de mühim bir kesim tarafınca cumhuriyet tarihinin en geniş çaplı ve en büyük yolsuzluk operasyonu olarak görülen, bir kesim tarafınca da hükümeti devirme teşebbüsü olarak tanımlanan 17-25 Aralık’ta yaşananların üstünden tam 8 yıl geçti.

17 Aralık 2013 sabahı, ‘rüşvet, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma ve kaçakçılık’ şeklinde suçlamalarının yöneltildiği birçok şahıs devrin Cumhuriyet Savcısı Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç’in talimatıyla gözaltına alındı.

89 şahıs gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Zekeriya Öz’ün koordine etmiş olduğu operasyonda o dönemdeki İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Sulh Güler, Iktisat Bakanı Zafer Çağlayan’ın oğlu Salih Kaan Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Abdullah Oğuz Bayraktar, Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, işadamları Ali Ağaoğlu, Reza Zarrab ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in de aralarında yer almış olduğu 89 şahıs gözaltına alındı.

Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, soruşturmayı hükümeti ve ekonomiyi hedef alan siyasal bir operasyon olarak değerlendirdi.

Hükümet yetkilileri yaptıkları açıklamalarda operasyonun arkasında Gülen Cemaati’nin bulunduğunu iddia ederek devleti ele geçirmeye çalışan bir ‘paralel yapı’ bulunduğunu öne sürdü.

Dosyanın denetim altına alınması

18 Aralık 2013’te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasının geniş olduğu ve fazla iş yükü gerektirdiği gerekçeleriyle, soruşturmaya ek 2 savcı daha atadı ve savcılar arasındaki herhangi bir ihtilaf durumunda soruşturmaya ilişkin kararların 2’ye 1 çoğunlukla alınması emirini verdi.

25 Aralık’ta Savcı Muammer Akkaş yolsuzluk ve rüşvet iddiasıyla başlatmış olduğu soruşturma kapsamında devrin Başbakanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ı da şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırmak suretiyle bir belge hazırladı sadece Güvenlik Müdürü Selami Altınok, gözaltı ve arama emirini, gerekçe ve delillerinin yetersizliği sebebiyle geri çevirdi.

Toplumsal medyada dolaşıma sokulan soruşturma bilgileri

Soruşturmaya ilişkin dosyaya ilişik teknik detayların, görüntülerin ve ses kayıtlarının toplumsal medya üstünden fazlaca süratli şekilde belli hesaplar üstünden kamuoyuna servis edilmesi pek fazlaca kesimde operasyonun siyasal bir hedefinin olduğu şüphesini uyandırdı.

17-25 Aralık tarihlerinde gün gün yaşananlar

17 Aralık Salı

Sabah saatlerinde operasyon başladı. Sulh Güler, Abdullah Oğuz Bayraktar, Salih Kaan Çağlayan, İşadamı Ali Ağaoğlu, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Müzisyen Ebru Gündeş’in eşi Reza Zarrab ve Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan şeklinde adlar gözaltına alındı.

İstanbul Emniyeti’nde tüm şube müdürlerinin makama çağrıldığı haberleri yayılmaya başladı.

Gün süresince hükümet kanadından bir izahat beklendi fakat gelmedi. Konya’da konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Bu ülke bizlere yeter. Hepimize yeter. Kimse operasyona kalkışmasın. Operasyona kalkışanlar bizi karşısında bulur” diyerek ilk tepkisini verdi.

Soruşturma kapsamında meydana getirilen teknik takiplere ilişkin fazlaca çarpıcı fotoğraflar ortaya çıktı.

18 Aralık Çarşamba

17 Aralık operasyonlarından bir sonraki gün medyaya soruşturma dosyası ile ilgili haberler sızmaya başladı.

Teşkilat lideri olduğu iddia edilen Rıza Sarraf adlı kişinin bürokraside dört değişik bakanla geliştirdiği ilişkiler açığa çıkmaya başladı.

Rüşvet, kara para aklama, altın kaçakçılığı şeklinde suçlar işlendiğini gösteren soruşturma bilgileri toplumsal medyaya düştü.

Sulh Güler’in evinde meydana getirilen aramalarda görüntülenen paralar ve para sayma makineleri günün en çarpıcı mevzusu oldu.

Halk Bankası Genel Müdürü Aslan’ın evindeki ayakkabı kutusundan çıkan 4.5 milyon dolar, bazı telefon görüşmesi kayıtları ve fotoğraflar medyada yer aldı.

İktidar cephesi karşı hamlelerini hayata geçirmeye başladı ve Güvenlik’te operasyonu gerçekleştirenlerin de aralarında olduğu 5 şube müdürü görevden alındı. Yerlerine ise aynı hızla yeni atamalar yapılmış oldu.

Soruşturmaya ise imza yeterliliğini zorlaştırmak için iki tane ek savcı atandı.

Aklanan paranın 87 milyar euro olduğu iddia edildi. Reza Zarrab’ın üst düzey bir siyasiye rüşvet vererek görevden alınmasını sağlamış olduğu iddia edilen güvenlik müdür yardımcısı Orhan İnce, “Şu anda yansıyanlar bu olayın yüzde 10’luk kısmı bile değil” dedi.

Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç konuşmasında “Milleti niye sabahın 5’inde evinden alıyorsunuz” diye sordu.

Erdoğan İstanbul’a hususi ‘Ana’ uçağıyla geldi. İstanbul Güvenlik Müdürlüğü’ne atanan Selami Altınok da başbakanın uçağında yer aldı.

19 Aralık Perşembe

Şube müdürlerinin arkasından İstanbul Güvenlik Müdürü Hüseyin Hovarda merkez valiliğine atandı.

Hovarda’ın yerine Aksaray Valisi Selami Altınok getirildi. Gözaltındaki şüphelilerden bazıları adliyeye sevk edildi. Sevk edilenlerden 8’i tutuklandı.

Samanyolu TV’den geçirme edilmiş olan TRT Haber Dairesi Koordinatörü Ahmet Böken ve yardımcısı Ahmet Çavuşoğlu görevinden alındı.

Görevden almalar ve atamalar hız kesmeden devam etti:

Güvenlik Genel Müdürlüğü’nde Teftiş Kurulu Başkanlığı, Hususi Güvenlik Dairesi Başkanlığı, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Savaşım Dairesi Başkanlığı, Siber Suçlarla Savaşım Dairesi Başkanlığı, Terörle Savaşım Dairesi Başkanlığı, Asayiş Dairesi Başkanlığı, Güvenlik Dairesi Başkanlığı, Kriminal Dairesi Başkanlığı, Data Teknolojileri Dairesi Başkanlığı, Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Komünikasyon Dairesi Başkanlığı, Koruma Dairesi Başkanlığı, İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı iie Arşiv ve Dokümantasyon Dairesi Başkanlığı’nın tümünde başkan ve başkan yardımcıları seviyesinde yeni atamalar yapılmış oldu.

20 Aralık Cuma

Güvenlik’teki tasfiyeler yayıldı.

Mali Suçları Araştırma Komisyonu Başkan Yardımcısı ve eski MASAK Başkanı olan Faruk Elieyioğlu, operasyonu hükümetten gizlediği nedeni öne sürülerek görevden alındı.

Aynı gün bakan evlatlarının da aralarında bulunmuş olduğu şüphelilerin tamamı adliyeye sevk edildi ve gün boyu ifadeleri alındı.

Soruşturmayı başlatan ve dosyaya sonradan görevlendirilen üç savcı, oybirliğiyle Sulh Güler, Kaan Çağlayan ve Abdullah Oğuz Bayraktar’ın da aralarında bulunmuş olduğu şüpheliler için tutuklama istedi.

21 Aralık Cumartesi

Bakan evlatları Sulh Güler ve Salih Kaan Çağlayan, iş insanı Reza Zarraf ve Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan günün ilk saatlerinde tutuklandı.

İki bakanın oğluna yönelik suçlama, “Rüşvet almaya ve vermeye aracılık etmek” oldu.

İlk günkü tutuklamalarla beraber soruşturmada toplam 26 şahıs cezaevine gönderildi. Bakan Bayraktar’ın oğlu, iş insanı Ağaoğlu ve Fatih Belediye Başkanı’nın da aralarında olduğu şüpheliler ise özgür bırakıldı.

Hükümet, kendisinden habersiz meydana getirilen operasyonun arkasından Adli Kolluk Yönetmeliği’ni değiştirdi. Savcıların emrinde soruşturmada görevli polislerin, soruşturmalara ilişkin amirlerine informasyon vermesi mecburi hale getirildi.

Bu adım kamuoyunda büyük tartışmalara ve tepkilere yol açtı. Bazı barolar yönetmeliğin iptali için dava açtı.

22 Aralık Pazar

Güvenlik’in kapıları gazetecilere kapatıldı ve Türkiye genelinde tüm gazeteciler Güvenlik müdürlüklerindeki basın odalarını boşaltmak mecburiyetinde bırakıldı.

Erdoğan, operasyonlarının arkasından yapmış olduğu bir başka açıklamada, “Arkasına karanlık odakları alanlar, çeteleri alanlar bu ülkeye doğrultu çizemezler. Arkasına sermayenin, medyanın enerjisini alanlar bu ülkeye doğrultu çizemezler. Türkiye içinde ve haricinde bir ekip karanlık çevrelerini alanlar istikametiyle oynayamazlar. Ayarlarımızı değiştiremezler. Türkiye üstünde operasyon yapılacak, ameliyat yapılacak bir ülke değildir. AK Parti iktidarı buna izin vermez” dedi.

23 Aralık Pazartesi

İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş, soruşturmayı deşifre etmiş olduğu, şüphelilere informasyon sızdırdığı iddiasıyla savcılıkça ‘şüpheli’ sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Güvenlik ise müdürün ifadeye gitmesine ‘Öne sürülen nedeni belli değil, mevzuata aykırı’ diyerek negatif cevap verdi.

24 Aralık Salı

İçişleri Bakanı Güler operasyonlara ilişkin izahat yaparak “Devlet içinde değişik bir yapılanma var. Ortaya atılan iddialar asılsızdır. Meydana getirilen siyasal mühendisliktir. Savcıların fezleke düzenlemesi kanun dışıdır. Operasyon şantaj için yapılmıştır ve amacı da mahalli seçimleri etkilemektir. Bana haber verilmeyebilirdi fakat bu ülkenin başbakanı var. Ben de hesap vereceğim, yanlış informasyon verenler de” dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarına ilişkin ilk kez izahat yaparak şunları söylemiş oldu:

“Bir yolsuzluk var ise üstü kapanmaz. Mahkemeler bağımsız ve tarafsızdır. Her insanın yargı sürecine saygılı olması lazım. Kabine revizyonu ile ilgili de başbakan hazırlığını yapıyor, kendisi yurda dönünce görüşeceğiz”.

25 Aralık Çarşamba

25 Aralık günü operasyonların ikinci dalgası başladı.

Ergenekon savcıları içinde yer edinen Savcı Muammer Akkaş’ın düğmeye basmasıyla gerçekleşen operasyonlarda aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın da yer almış olduğu listedeki toplam 41 kişinin gözaltına alınması girişimi, hükümetin yeni göreve atadığı güvenlik görevlilerinin, Akkaş’ın gözaltı emirini yerine getirmeyi reddetmesi sebebiyle sonuçsuz kaldı.

Savcılık ile Güvenlik içinde yetki krizi çıktı. Savcı Akkaş, soruşturmaya engel oldukları iddiasıyla Vali Hüseyin Avni Mutlu, İl Güvenlik Müdürü Selami Altınok ve görevli kolluk kuvvetleri hakkında ‘Gizliliği ihlâl, görevi kötüye kullanma ve delilleri yok etme’ nedeni öne sürülerek soruşturma başlattı.

Gözaltına sıralamasında yer alanlar “kabahat işlemek amacıyla teşkilat oluşturmak ve yönetmek, ihaleye fesat karıştırmak ve rüşvet vermekle” suçlanıyordu.

Bu süreçte yeni göreve gelen İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ailesinin güvenliği için hususi korumalar görevlendirdiği, ihtimaller içinde gözaltına almaları engellediği hatta ‘yaklaşan kim olursa olsun vurun’ talimatı verdiği bilgisi basına sızdı.

17-25 Aralık operasyonlarından Gülen yapılanmasını görevli tutan hükümet, Gülen hareketinin yürütme ve yargı içine sızdığını, bir “paralel devlet” hüviyetini aldığını söylemiş oldu.

Erdoğan Bayraktar ise NTV’ye telefonla bağlandı ve tarihe geçen bir izahat yaparak görevi bıraktığını sadece ne yapıldıysa Başbakan Tayyip Erdoğan’ın onayıyla yapıldığını ve onun da çekilme etmesi icap ettiğini söylemiş oldu. Bayraktar, Erdoğan’ı istifaya çağrı etmişti.

26 Aralık Perşembe

Dosya, Savcı Muammer Akkaş’tan alındı. Akkaş, akşam saatlerinde adalet sarayı önünde yazılı basın açıklaması dağıttı.

Akkaş, “Soruşturma yapmam izin verilmemiştir” dedi. Arkasından Başsavcı Turan Çolakkadı, bir basın toplantısı ile Savcı Akkaş’ı soruşturmanın gizliliğini ihlâl etmekle suçladı.

Çolakkadı’nın arkasından bu sefer de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’dan (HSYK) bir izahat geldi. HSYK ‘oyçokluğu’yla bir bildiri yayımladı ve soruşturmayı bir üst birime bildirmeyi zorunlu kılan yeni Adli Kolluk Yönetmeliği’nin, davaların önünü tıkayacağını ve Anayasa’ya aykırı bulunduğunu savundu.

27 Aralık Cuma

Kimliği belirsiz bir şahıs tarafınca Mali Şube’nin bilgisayarlarına girildiği iddia edildi ve buna ilişkin araştırma başlatıldı.

Muammer Akkaş’ın yerine soruşturmada bir başsavcı vekili ile dört savcı göreve getirildi.

Dosyayı inceleyen savcılardan kabul edilen İdris Kurt’un sıhhat sorunlarını gerekçe göstererek soruşturmadaki görevini reddettiği öğrenildi. Geriye kalan dört savcı dosya üstünde çalışmaya başladı.

Danıştay 10. Dairesi de yargıda krize yol açan ‘Adli Kolluk Yönetmeliği’nin yürütmesini durdurdu.

Savcı Akkaş’ın polisin operasyon yapmaması üstüne Jandarma’ya yönerge verdiğine ilişkin yazısı ortaya çıktı. Bu talimatın hazırlandığı sadece Jandarma’ya iletilmediği belirlendi.

28 Aralık Cumartesi

İstanbul Güvenlik Müdürlüğü’nde bir değişim daha yapılmış oldu. Basın ve Halkla İlişkiler Şube Müdürü Zülküf Atılgan görevinden alındı. Görevden alınan Atılgan müdüriyet emrinde görevlendirilirken yerine Hususi Güvenlik Şube Müdürü Seylan Demir getirildi.

29 Aralık Pazar

Hakkaniyet Bakanı Bekir Bozdağ HSYK’ya “Yetki devri yenilenmesi” adlı bir yazı göndererek, kurum adına izahat yapma yetkisinin artık kendi bakanlığında bulunduğunu bildirdi.

‘Montaj’ denilen skandal içerikli tapeler

17 Aralık’ı izleyen günlerde getirilen gösterim yasakları medyanın gelişmelere ilişkin detaylı haberler yapmasını engelledi.

Sadece toplumsal medya durdurulamadı. Operasyonun ilk gününden itibaren sızdırılan gözaltı görüntüleri, fotoğraflar, fiziki takip detayları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal, siyasetçiler, gazeteciler ile iş adamlarına ilişik olduğu iddia edilen telefon konuşmaları, tapeler, internette hızla yayıldı.

Tüm tapelerin, ses kayıtlarının montaj olduğu iddia edildi sadece bu süreçte bakan istifaları da peş peşe geldi. İlk olarak Zafer Çağlayan, derhal arkasından da Muammer Güler istifalarını deklare etti.

İlerleyen günlerde operasyonlar hakkında gösterim icra eden, cemaate yakınlığı ile malum gösterim kuruluşları, kanalları uydu kanallarından çıkarıldı, gazetelere ise kayyum atandı. Gülen cemaatine yakın medya kurumlarının yöneticileri ve bazı çalışanları tutuklandı.

Takipsizlik ve kapatma

17 Ekim 2014 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ortalama 11 ay devam eden araştırma sonrası dosyayla ilgili takipsizlik sonucu verdi. İstanbul 6. Barış Ceza Hakimliği, 17 Aralık operasyonundan neredeyse bir yıl sonrasında, 16 Aralık 2014’te, takipsizlik sonucuna meydana getirilen itirazı reddetti.

25 Aralık soruşturması iyi mi sonuçlandı?

25 Aralık soruşturmasıyla ilgili takipsizlik sonucu da 2 Eylül 2014’te verildi.

Bilal Erdoğan’ın da aralarında bulunmuş olduğu 96 şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığı açıklandı.

Kararda ’96 şüpheli hakkında, teşkilat oluşturmak ve teşkilat üyesi olmak suçlarından kovuşturmaya yer olmadığı’ ifade edildi.

Ek olarak kararda, soruşturmayı hazırlayanların ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmakla’ suçlanması dikkat çekti.

Savcılar, ’25 Aralık soruşturmasının hukuki bir soruşturma görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bir girişim’ bulunduğunu belirtti.

TBMM’deki soruşturma iyi mi sonuçlandı?

Dört eski bakan hakkında hazırlanan fezlekeler ilkin Hakkaniyet Bakanlığı’na gönderildi.

Hakkaniyet Bakanlığı’ndan, “Meclis’e gönderilmesi gerektiği” nedeni öne sürülerek geri gönderilen fezlekeler hemen sonra TBMM’ye gönderildi.

TBMM Genel Kurulu, CHP’nin muhteşem çağrısı üstüne 19 Mart 2014’te fezlekeleri görüşmek amacıyla toplandı. Tartışmalar esnasında ortam gerildi.

Fezlekeler ‘gizlilik sonucu’ nedeni öne sürülerek okunmayınca, muhalefetten tepki geldi. Fezlekelerle ilgili genel görüşme talebi meclis tarafınca oylandı ve reddedildi.

Bakanlar hakkında yolsuzluk ve rüşvet iddialarını incelemek için kurulan soruşturma komisyonu ise çalışmalarına Ekim ayında başladı. Kasım ayında da komisyonla ilgili tüm haberlere gösterim yasağı getirildi.

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in başvurusu üstüne Ankara 7. Barış Ceza Hakimliği’nin almış olduğu bu karar TBMM tarihinde bir ilk oldu. Basın meslek örgütleri ve karşıcılık yasağa sert tepki gösterse de netice değişmedi.

Yüce divan oylaması

5 Mayıs 2014’te TBMM’de kurulan komisyonda AKP’den 9, CHP’den 4, MHP ve HDP’den birer milletvekili yer aldı.

HDP’li üye Bengi Yıldız komisyonun çalışmalarına getirilen gösterim yasağına tepki göstererek ve çalışmaların sıhhatli işlemediğini söyleyerek komisyondan ayrıldı.

Yedi ayın sonunda, AKP’li üyelerin oylarıyla komisyon yolsuzlukla suçlanan bakanların Yüce Divan’da yargılanmasının gerekmediğini bildiren bir karar aldı.

Bu karar TBMM Genel Kurulu’na münakaşaya açıldı. Meydana getirilen oylamada, adları yolsuzluk iddialarına karışan bakanlar Çağlayan, Güler, Bağış ve Bayraktar’ın Yüce Divan’a gönderilmesine yönelik önergeler reddedildi.

Bu oylama esnasında ortaya çıkan görüntüler de fazlaca konuşuldu.

17 Aralık’ın oyuncuları bugün nerede ve ne yapıyor?

Reza Zarrab: ABD’de tutuklandı, itirafçı oldu, özgür kaldı, adını değiştirdi ve yeni bir hayata başladı

17 Aralık operasyonunda bakanlar, evlatları ve bir fazlaca bürokrata rüşvet dağıttığı öne sürülen Reza Zarrab, Mart 2016 senesinde ABD Birleşik Devletleri’nde İran yaptırımlarını delme suçlamasıyla tutuklandı. Türkiye ve İran vatandaşı olan Zarrab, davada itirafçı oldu. Zarrab, Halk Bankası ile iş yapmasına destek olması karşılığında devrin Iktisat Bakanı Zafer Çağlayan’a ortalama 50 milyon Euro rüşvet verdiğini deklare etti.

Zarrab itirafçı olduktan sonrasında Türk medyasında hakkında çıkan haberlerde New York’un lüks mekanlarında dolaşırken görüntülendiği iddia edildi.

2017 yılının sonuna doğru Zarrab ve yakınlarının Türkiye’deki mal varlığına el konuldu. Zarrab’ın eşi Ebru Gündeş, mal varlığına el konulanlar içinde yer almadı.

ABD’deki banka davasından sonrasında kayıplara karışan Reza Zarrab, adını Aaron Goldsmith olarak değiştirip yeni sevgilisiyle görüntülendi.

8 Aralık 2017’de New York’ta Halkbank davasında Türkiye aleyhinde ifadeler veren Reza Zarrab’dan uzun bir süre haber alınamamıştı.

ABD’da tutuklanan Zarrab, itirafçılığı sonrası tahliye edilip ABD’nin güvencesi altında kayıplara karıştı.

26 yaşlarında Türkiye’ye gelmiş olarak meşhur sanatçı Ebru Gündeş’le evlenen Zarrab, dava sürerken de Gündeş’ten boşanmıştı.

TR724’ün yazarı Adem Yavuz Arslan Zarrab’ınn izini Miami’de buldu ve tüm bilgileri paylaşınca ortaya çıktı ki Zarrab adını ‘Aaron Goldsmith’ olarak değiştirmiş ve at çiftliği kurarak at binme hizmeti vermeye başlamış.

Erdoğan Bayraktar: Seneler sonrasında itiraf etti

O dönemde çekilme eden bakanlardan birisi de Erdoğan Bayraktar’dı. NTV haber kanalının canlı yayınında kendisinin bir suçu var ise Erdoğan’ın da çekilme etmesi icap ettiğini söylemiş, alınan tüm kararlarda Erdoğan’ın talimatı bulunduğunu belirtmişti.

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Bayraktar, kendi web sitesindeki bilgilere bakılırsa kurucusu olduğu inşaat şirketi Bayraktar İnşaat’ın 2014 yılından beri yine başına geçerek çalışmalarına devam ediyor.

Bayraktar memleketi Trabzon’da 30 milyon TL üstünde harcamayla 20 bin kişilik bir cami yaptırdı ve bununla gündeme geldi.

Son olarak ise gazeteci Altan Sancar’a konuşan Bayraktar 17 Aralık soruşturmasına ilişki olarak “Benim dosyamda ne var ise, hepsi doğrudur. Benim dosyamda ne var ise, hem teknik takip hem de tapeler doğrudur. Benim telefon konuşmalarım A’dan Z’ye kadar doğrudur. Onlarınkiler yanlış olabilir, benimkiler doğru.” ifadelerini kullandı ve şunları söylemiş oldu:

“Aslına bakarsak ben Zarrab’ı tanımam. Benim dosyamda hırsızlık yok, görevi kötüye kullanma var. FETÖ bana, hırsız, yolsuz ya da rüşvetçi diyememiş. Kahpe FETÖ’nün savcısı bile benim soruşturma dosyama rüşvet ve yolsuzluk kelimelerini koyamadığı halde beni rüşvet ve yolsuzluk çuvalının içine koydular.

Beni de aynı çuvala koyunca liderim, dört tane bakan ile beni de hırsız diye tasvir ediyorsun. Yüzde 60, yüzde 40 ya da 50 öyleki tasvir ediyor. Hâlbuki yakından tanıyanlar beni ayırabiliyor. Ben kendimi ayırmak istedim orada, fakat gücüm yetmedi. Benim gücüm yetmez, döverler beni öldürürler beni bilmiyorum ne yaparlar. O denli gücüm yok benim.”

Zafer Çağlayan: Siyasete geri döndü

17 Aralık süreci sonrası Iktisat Bakanlığı görevinden çekilme eden Zafer Çağlayan, ilkin siyasete bir süre ara verip oğlu ve kardeşiyle beraber yürüttüğü işlere döndü. Bu aile şirketi, Ankara ve İstanbul’un çeşitli yerlerinde Burger King restoranları işletiyor.

Sadece hemen sonra 2018’in Mart ayında AK Parti Mersin 6. Olağan İl Kongresi’ne katıldı ve burada il başkanı seçilen Cesim Ercik’in 19 kişilik sıralamasında ‘asil delege talibi olarak’ yer aldı. Bugüne dek bunun haricinde siyasette ön planda olacak herhangi bir adım atmadı yada izahat yapmadı. Medya manşetlerinden uzak bir yaşam yaşamaya dikkat eden Çağlayan’ın bir ekip sıhhat sorunları olduğu konuşuluyor.

Muammer Güler: Politika sahnesinden çekildi

17 Aralık sonrası İçişleri Bakanlığı görevinden çekilme eden Muammer Güler politika sahnesinden çekildi. Güler toplumsal medyada da paylaşımlarda bulunmuyor. Eski Bakan’ın toplumsal paylaşım sitesi Twitter’daki son olarak mesajı 2014 geçmişine ilişik. Eski bakanın web sitesi de kapalı durumda. Reza Zarrap’ın oğluna “100 bin dolar rüşvet verdim.” söylediği Muammer Güler kamu oyu önüne çıkmıyor.

Toplumsal medyada yer edinen ses kayıtlarında Güler’in Zarrab’a onu korumak için “Senin önüne yatarım Reza” söylediği duyulmuştu. Güler de Çağlayan şeklinde oldukça sessiz bir yaşam yaşıyor ve kamuoyu önüne çıkmıyor.

Egemen Bağış: Büyükelçi olarak atandı

İddialar sonrası görevinden alınan bir öteki isim de devrin Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış olmuştu. Bağış hemen sonra kariyerine stratejik danışman olarak devam etti ve bu sırada düzenlemiş olduğu konferanslarda konuşmacılık yapmış oldu.

İstanbul Aydın Üniversitesi Yayınları’ndan “Başmüzakereci’nin kaleminden” adlı makalelerinin derlendiği bir kitap çıkaran Bağış, 2019 senesinde Çekya’ya Prag Büyükelçisi olarak atandı ve bu atama uzun bir süre gündem yarattı.

Genel Müdürü Süleyman Aslan: Ziraat Bankası Yönetim Kurulu’na girdi

Eski Halk Bank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın evindeki ayakkabı kutuları içinden 4,5 milyon dolar para çıkmıştı. Arslan paraların İmam Hatip yapılmak için toplandığını ve bağış paraları bulunduğunu söylemiş oldu.

Hakkında Reza Zarrab, ABD’de itiraflarda bulunmuş olduğu sırada CHP Ankara Milletvekili Murat Buyruk, Aslan’ı Meclis gündemine taşıdı. Buyruk, Aralık 2017’de “Süleyman Aslan nerede, emekli maaşı alıyor mu?” diye, Başbakan Binali Yıldırım’a sual önergesi iletti. Sual önergesi yanıtsız kaldı.

Aslan, 17 Aralık soruşturması kapsamında göz altına alınıp 57 gün sonrasında özgür bırakılmıştı. Aslan hemen sonra Ziraat Bankası’nın olağan genel kurulu toplantısında üç yıl süre ile oy birliği ile Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.

Eski Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir: Milletvekili oldu

17 Aralık sonrası gözaltına alınıp özgür bırakılanlardan eski Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, 24 Haziran’da Ak Parti’den İstanbul milletvekili seçildi. Demir, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Üyesi.

Sulh Güler: ‘Arsa bakarken ayağını kırdı’

Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Sulh Güler de medyada 2017 senesinde batkı etmiş olduğu iddialarıyla gündeme geldi.

Operasyonlar esnasında evindeki kasalarda tuttuğu anlaşılan 1 milyon TL üstündeki parası için “3-5 kuruş param var” söylediği ses kayıtlarına yansıyan Güler’in oğlu Sulh Güler’in de 2016’da batkı etmiş olduğu öğrenildi. Güler, Innova Gayrimenkul Geliştirme Hizmetleri Tecim Anonim Şirketini kapattı.

Güler ailesine dair medyada yer edinen son haberler Mayıs 2018 tarihindeki. Alanya’da villa yaptırmak için kayalık bir araziye giden Sulh Güler’in, düşerek ayağını kırdığı kaydedilmişti.

Eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu: ‘FETÖ Mülkiye yapılanması’ davasında 3 yıl 1,5 ay hapis cezası aldı, 13 Aralık 2018’de tahliye oldu

17 Aralık operasyonu esnasında İstanbul Valisi olan Hüseyin Avni Mutlu 15 Eylül 2014’te merkeze alındı.

15 Temmuz darbe girişiminden sonrasında görevden uzaklaştırılan Mutlu “FETÖ mülkiye yapılanması” davasında mahalli mahkemece “teşkilat içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla beraber örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” suçundan verilen 3 yıl 1 ay 15 günlük hapis cezası aldı.

Cezanın onanmasının arkasından 7 Kasım 2018’de cezaevine konan eski İstanbul Valisi 13 Aralık 2018’de tahliye edildi. Sonrasında ne yapmış olduğu bilinmiyor.

Eski İstanbul Güvenlik Müdürü Hüseyin Hovarda: ‘FETÖ Mülkiye yapılanması’ davasında ceza aldı, 17 Aralık davasında şahit olacak

Operasyondan iki gün sonrasında görevden alınarak merkez valisi olarak atandı. 17 Aralık soruşturmasının kendisinden gizlendiğini belirtti. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ‘FETÖ Mülkiye yapılanması’ davasında Mutlu ile birlikte yargılandı ve 2 yıl 1 ay hapis cezası aldı. “17 Aralık kumpas” davasında tanıklık yapmış oldu.

17 Aralık savcıları Kara, Yüzgeç ve Öz aranıyor

17 Aralık savcıları Celal Kara, Mehmet Yüzgeç ve Zekeriya Öz, “Cebir ve sertlik kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya yada görevlerini yapmasını kısmen yada tamamen engellemeye girişim etme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nde görülen davada, firari sanıklar olarak aranıyorlar. Gülen yapılanmasının parçası olmakla suçlanan Kara, Yüzgeç ve Öz hakkında 557 sayfalık iddianamede “Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme”, “Görevi kötüye kullanma”, “Resmi evrakta sahtecilik”, “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etme”, “Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması”, “Hususi yaşamın gizliliğini ihlal”, “İftira”, “Kabahat uydurma”, “Nitelikli dolandırıcılık”, “Nitelikli tehdit”, “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” şeklinde suçlamalar da yer ediniyor.

Operasyonu gerçekleştiren polisler: Değişik suçlardan değişik oranlarda cezaya çarptırıldılar

17 Aralık operasyonunun derhal arkasından görevden alınan güvenlik müdürleri Ömer Köse, Nazmi Ardıç, Yakup Saygılı ve ekipteki öteki polislerin soruşturmada usulsüzlük yaptıkları nedeni öne sürülerek yargılamaları Mart 2019’da karara bağlandı.

Takipsizlikle sonuçlanan 17 Aralık soruşturmasında, kumpas kurup usulsüzlük yaptıkları iddiasıyla Nazmi Ardıç, Yakub Saygılı ve Kazım Aksoy’un da aralarında bulunmuş olduğu 67 sanıklı davada 15 sanık, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya yada görevlerini yapmasını kısmen yada tamamen engellemeye girişim” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme heyeti aralarında eski güvenlik müdürleri Yakup Saygılı, Nazmi Ardıç ve Yakub Saygılı’nın da bulunmuş olduğu 15 sanığı ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırırken bazı sanıklar değişik suçlardan değişik oranlarda hapis cezalarına çarptırıldı.

Mahkeme eski güvenlik müdürü Hamza Tosun, ABD’deki Hakan Atilla davasında tanıklık icra eden eski komiser Hüseyin Korkmaz, Alparslan Çalışkan, Sinan Sağyalavaç ve Hayri Akın’ın dosyalarının ayrılmasına karar verdi.

Işyar Teoman: Sürgün mü edildi, atama mı yapılmış oldu?

Zarrab’ın rüşvet tekliflerini kabul etmediğini doğruladığı ‘Işyar Teoman’ olarak malum Gümrük Müdür Yardımcısı Teoman Dudak’ın 17 Aralık sonrası sürgün edilip edilmediği ile ilgili CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 2014 senesinde meclise sual önergesi verdi. O dönem Tecim Bakanı olan Yaşamsal Yazıcı, Dudak’ın sürgün edilmediğini İstanbul’da vazife süresi dolduğu için Gaziantep’e atandığını deklare etti.

O dönem rüşvet almadığı için kahraman duyuru edilen Dudak bugüne dek mevzuya ilişkin hiçbir detaylı izahat yapmadı ve sessizliğini korudu.

Polis Hüseyin Korkmaz: Soruşturma belgelerini ABD’ye kaçırdı, Hakan Atilla davasında şahit oldu

17 Aralık soruşturmasını yürüten ekipte yer edinen polis Hüseyin Korkmaz 25 Aralık operasyonu ile ilgili tutuklandı ve 17 ay cezaevinde kaldı. Sonrasında tahliye edilen Korkmaz yasadışı yollardan ABD’ye giderek bununla beraber götürmüş olduğu belgeleri FBI yetkililerine teslim etti. Oturum izni ve 50 bin dolar mali yardım karşılığında Hakan Atilla davasında şahit olarak yer aldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

mersin escort antalya escort bursa escort antalya escort istanbul evden eve nakliyat fethiye escort escort bayan